Hem iyi yanları hem de kötü yanları var sanıyorum. Evet dünyanın en zor mesleği değil tabi ki, şimdi "benim eşim daha zor şartlarda çalışıyor" diyebilirsiniz ama her işin kendine göre zorluğu var... Gelelim bizimkinin işinin zorluklarına. Belki kendine sorsak ekleyecekleri olur ama bu benim gözümden yazılan bir yazı olacak...
Kötü Yanları;
- Sabah işe gidiş saati bellidir ancak akşam eve saat kaçta geleceğini asla bilemezsiniz. Bu yüzden hafta içi işten çıkıp bi program yapmanız mümkün olmaz. Mesela bi sinemaya gidemezsiniz. Ha gidersiniz aslında ama adamı işten belli bir saatte çıkmaya zorlar, elli kere telefon açar, takım elbisesi ile avm de yemek yemek zorunda bırakır ve filmi de siz rahat rahat izlerken onu takım elbise ile izlemek zorunda bırakırsınız. Geç seans a da gidemezsiniz çünkü malum adam yarın sabah erkenden yine işe gidecek...
- Haftasonu planlarınız her an suya düşebilir. Örneğin perşembe ya da cuma gününden haftasonu için güzel güzel planlar yapmaya başlarsınız. Cumartesi sabah kalkalım ya da uyuyup miskinlik yapalım sonra şuraya gidelim sonra buraya... Ama cuma gecesi eve gelen eşinizden ufak bi sürpriz size "Ben yarın çalışıyorum hayatım!" ve cuppppp bütün planlar suya düştü. Çünkü cumartesi 15.00-16.00 ya kadar yapılan bütün planlar sabote edildi.
- Çalıştığı ortam genelde stresli. Artık kim stres altında çalışmıyor ki değil mi? Ama insan sevdiği işi yapsa belki bu kadar problem etmez de bizimkisi henüz gönlünde yatan mesleği icra edememekte bu yüzden ortamından pek memnun değil. Özellikle kriz olduğu zamanlar gerginlik bi kaç katına çıkıyor tabi. Bu konuda genel bir temennim var ki Allah herkese istediği işi nasip etsin. AMİN!
- Etrafında takım elbiseli, bakımlı hatunlar dolanıp durur. Tamam tamam kıskanç değilim ama insan ister istemez hafiften kıskanıyor yani. Sonuçta banka ortamı her daim bakımlı ve şık bayanların bulunabildiği bir ortam. Bizzat kulağımıza çalınan haberlerden bankacılık sektöründe çalışanların neler neler yaşadığını biliyoruz. Gözü dışarda bir erkeği kolay kolay böyle bir ortama salmayın derim :)
- Her gün yeni ütülenmiş bir gömlek ve takım elbise ile işe gitmek zorundadır. Bu da demek oluyor ki hafta içi 5 gün 5 gömlek ve o 5 gömlek her hafta yıkanır. Bu za 2-3 ayda bir yeni bir gömlek ve yeni yeni takım elbiseler demek. Neyse ki sevgili eşim bu konuda titiz ve düzenli aynı zamanda da özenli. Kolay kolay eskitmiyor cicilerini :) Ama her sabah yeni bir gömlek ütüleniyor tabi. Yeni evlendiğimizde baya bi hırs yapmıştım ben de senin kadar iyi gömlek ütüleyebilirim diye ama vazgeçtim. Adam konfeksiyon işinden geliyor anacım erişebilmek ne mümkün. Zaten ütüyü de sevmem. Yavaştan sıvıştım bu işten. Ama gerekli olursa da görevden kaçınmam tabi.
- Bankacılık terimlerinden biraz olsun anlamak. Zamanla ve de konuşa paylaşa artık hafiften bankacı oluyorsunuz siz de. Bi işlem yapmaya kalktığınızda ya da telefonla size kredi kartı, hayat sigortası vs. vermeye kalkanlara "Benim eşim bankacı bana bunları yutturamazsın uleyyyyn" diyerekten başınızdan savıyorsunuz.
- EFT, Havale gibi işlemlere ASLA para vermemek. Aaa tabi bir de para mı vericez zaten o banka için çalışıyoruz yavru.
- Mevcut parayı nasıl değerlendireceğini bilmek. Hahahaha gören de onbinler elimizde cirit atıyor sanır ama az da olsa çok da olsa eldeki parayı o anda nasıl değerlendirmemiz gerektiğini daima biliriz :) Bu konuda tabi ki "Her banka çalışanına güvenin onlar bilir" diyemeyeceğim ama iki yıl önce Aralık ayındayken önlerindeki Mayıs ayında doların hangi aralıkta olacağını tahmin eden ve tahminlerini de tutturan bir eşe sahibim :) Paranızı nasıl değerlendireceğinizden emin olamıyorsanız yardımcı olabiliriz. Küçük bir ücret karşılığı neden olmasın puhahahaha. Bu şakaydı tabi :)
- Monopoly oynarsınız hep o kazanır. Nasıl oluyor bu biraz da şans oyunu değil mi ben anlamadım bi türlü. Milletle anlaşma yapıyor bişeyler oluyor ve bi bakıyoruz koca emlak zengini olmuş :) Ben burdan şunu anlıyorum ki elimizde gerçekten sağlam miktarda para olsa biz paraya başka şeyler demeye başlarız artık :)









