12 Temmuz 2012 Perşembe

Bankacı Bir Kocanın Eşi Olmak...

Hem iyi yanları hem de kötü yanları var sanıyorum. Evet dünyanın en zor mesleği değil tabi ki, şimdi "benim eşim daha zor şartlarda çalışıyor" diyebilirsiniz ama her işin kendine göre zorluğu var... Gelelim bizimkinin işinin zorluklarına. Belki kendine sorsak ekleyecekleri olur ama bu benim gözümden yazılan bir yazı olacak...

Kötü Yanları;
  • Sabah işe gidiş saati bellidir ancak akşam eve saat kaçta geleceğini asla bilemezsiniz. Bu yüzden hafta içi işten çıkıp bi program yapmanız mümkün olmaz. Mesela bi sinemaya gidemezsiniz. Ha gidersiniz aslında ama adamı işten belli bir saatte çıkmaya zorlar, elli kere telefon açar, takım elbisesi ile avm de yemek yemek zorunda bırakır ve filmi de siz rahat rahat izlerken onu takım elbise ile izlemek zorunda bırakırsınız. Geç seans a da gidemezsiniz çünkü malum adam yarın sabah erkenden yine işe gidecek...
  • Haftasonu planlarınız her an suya düşebilir. Örneğin perşembe ya da cuma gününden haftasonu için güzel güzel planlar yapmaya başlarsınız. Cumartesi sabah kalkalım ya da uyuyup miskinlik yapalım sonra şuraya gidelim sonra buraya... Ama cuma gecesi eve gelen eşinizden ufak bi sürpriz size "Ben yarın çalışıyorum hayatım!" ve cuppppp bütün planlar suya düştü. Çünkü cumartesi 15.00-16.00 ya kadar yapılan bütün planlar sabote edildi.
  • Çalıştığı ortam genelde stresli. Artık kim stres altında çalışmıyor ki değil mi? Ama insan sevdiği işi yapsa belki bu kadar problem etmez de bizimkisi henüz gönlünde yatan mesleği icra edememekte bu yüzden ortamından pek memnun değil. Özellikle kriz olduğu zamanlar gerginlik bi kaç katına çıkıyor tabi. Bu konuda genel bir temennim var ki Allah herkese istediği işi nasip etsin. AMİN!
  • Etrafında takım elbiseli, bakımlı hatunlar dolanıp durur. Tamam tamam kıskanç değilim ama insan ister istemez hafiften kıskanıyor yani. Sonuçta banka ortamı her daim bakımlı ve şık bayanların bulunabildiği bir ortam. Bizzat kulağımıza çalınan haberlerden bankacılık sektöründe çalışanların neler neler yaşadığını biliyoruz. Gözü dışarda bir erkeği kolay kolay böyle bir ortama salmayın derim :)
  • Her gün yeni ütülenmiş bir gömlek ve takım elbise ile işe gitmek zorundadır. Bu da demek oluyor ki hafta içi 5 gün 5 gömlek ve o 5 gömlek her hafta yıkanır. Bu za 2-3 ayda bir yeni bir gömlek ve yeni yeni takım elbiseler demek. Neyse ki sevgili eşim bu konuda titiz ve düzenli aynı zamanda da özenli. Kolay kolay eskitmiyor cicilerini :) Ama her sabah yeni bir gömlek ütüleniyor tabi. Yeni evlendiğimizde baya bi hırs yapmıştım ben de senin kadar iyi gömlek ütüleyebilirim diye ama vazgeçtim. Adam konfeksiyon işinden geliyor anacım erişebilmek ne mümkün. Zaten ütüyü de sevmem. Yavaştan sıvıştım bu işten. Ama gerekli olursa da görevden kaçınmam tabi. 
Şimdi biraz da iyi yanlarından bahsedelim;
  • Bankacılık terimlerinden biraz olsun anlamak. Zamanla ve de konuşa paylaşa artık hafiften bankacı oluyorsunuz siz de. Bi işlem yapmaya kalktığınızda ya da telefonla size kredi kartı, hayat sigortası vs. vermeye kalkanlara "Benim eşim bankacı bana bunları yutturamazsın uleyyyyn" diyerekten başınızdan savıyorsunuz.
  • EFT, Havale gibi işlemlere ASLA para vermemek. Aaa tabi bir de para mı vericez zaten o banka için çalışıyoruz yavru.
  • Mevcut parayı nasıl değerlendireceğini bilmek. Hahahaha gören de onbinler elimizde cirit atıyor sanır ama az da olsa çok da olsa eldeki parayı o anda nasıl değerlendirmemiz gerektiğini daima biliriz :) Bu konuda tabi ki "Her banka çalışanına güvenin onlar bilir" diyemeyeceğim ama iki yıl önce Aralık ayındayken önlerindeki Mayıs ayında doların hangi aralıkta olacağını tahmin eden ve tahminlerini de tutturan bir eşe sahibim :) Paranızı nasıl değerlendireceğinizden emin olamıyorsanız yardımcı olabiliriz. Küçük bir ücret karşılığı neden olmasın puhahahaha. Bu şakaydı tabi :)
  • Monopoly oynarsınız hep o kazanır. Nasıl oluyor bu biraz da şans oyunu değil mi ben anlamadım bi türlü. Milletle anlaşma yapıyor bişeyler oluyor ve bi bakıyoruz koca emlak zengini olmuş :) Ben burdan şunu anlıyorum ki elimizde gerçekten sağlam miktarda para olsa biz paraya başka şeyler demeye başlarız artık :)

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Pastel - 20

Şimdi ne alaka dimi? Ne olmuş olabilir ki ben bi ojenin adını postumun en baş köşesine koyayım :) Dün Supercellma ile buluştuk... Yorumlaşır hatta mailleşirken pazartesi günü ikimizin aklına da aynı fikir gelmiş. "Bi görüşsek ya biz, güzel olmaz mı?" diye Ben düşünürken o maille belirtti isteğini ve neticesinde dün akşam tanıştığımız yer olan Leman Kültür'de buluştuk. Aaaa ne romantik olmuş bak şimdi düşününce farkediyorum :) 

Buluştuğumuz andan ayrıldığımız ana kadar hiç susmadan konuşan bu iki bayan baya bi kaynattı. Ben dün akşam anladım ki bir süper kahraman kolay kolay yetişmiyor sevgili dostlar. Tabi tatilde bu görevi bana devretmeyi planladığından ondan süper kahraman olmanın incelikleri hakkında tüyolar da aldım. 
O kadar çok konuştuk ki resim çektirmek aklımıza bile gelmedi bu yüzden sadece özel istekle elde ettiğimiz bardak altlıklarını koyuyorum. 


Postun adının neden "Pastel - 20" olduğuna gelince... Daha ojelerimi sürerken bu ojenin markasını ve kodunu soracağını hissetmiştim. Öyle de oldu, kalkmaya yakın sordu ve beni yanıltmadı :) Zaten Supercellma sizi yanılmayacak ve de şaşırmayacak biri. Demem o ki yazılarındaki neyse o, aynen... Ne eksik ne de fazla...

Çoook keyifli vakit geçirdim ve çok güzel bir akşam oldu benim için. Tekrar görüşmek dileğiyleeeee :)))


10 Temmuz 2012 Salı

Ara Ara Deniz'i Bulursun...

Ne zamandır ben de merak ediyordum beni google'da kimlerin hangi kelimelerle aradığını. Neyseki Sevgili Nesrin dün böyle bir yazı paylaştı da ben de öğrenmiş oldum ve koştum baktım geçen ay nasıl aramışlar beni diye. Sonuçlar komik :)

Nesrin'in yazısı burada...


Siz de benim gibi nasıl bakıldığını bilmiyor ama öğrenmek istiyorsanız. İstatistikler kısmındaki Trafik Kaynakları bölümünde daha fazlası'na tıkladığınızda en altta bulabilirsiniz.

Benim sonuçlara gelince... Son bir ayda Google'da hangi kelimelerle aranmışım;

perwoll
Reklamla ilgili yazdıklarımdan dolayı herhalde bu. Perwoll'ün saçma reklamını hatırlamayan var mı? :)

ivana sert ayakkabı
Ya tamam ayakkabıyı seviyorum ama demek ki İvana'nın öve öve bitiremediği ayakkabıların takıntılısı çokmuş.

yalaka astrolog
Burçlarla ilgili eğlenceli yorumları vardı. Tık tık

algida tatlılı dondurmalar tek
Birilerinin canı fena halde dondurmalı tatlı çekmiş anlaşılan

dondurmalı waffle
Olley ben de kendimi tatlı delisi sanıyordum. Meğer benden ne kadar çok varmış :)

ivana sert abiye
hiç bi fikrim yok. İvana ile bi tanışıklığım da. Ben bu kadından bu kadar bahsettim mi bu blogda ya???

nata vega avm hadise
Hadise'nin giydiği bi kıyafeti eklemişim herhalde farkında olmadan... Nata Vega ne yauv?

pijama çocuk 2 yıl
Buna çok güldüm yaaa :) Anne olsam da çocuğumdan bahsetsem ya da çocuk kıyafetleri ile ilgili bi post olsa anlayacağım da bu ne alaka? Arayana ulaşıp bi zahmet sorsam keşke :)




9 Temmuz 2012 Pazartesi

2012 - Altınoluk - Cunda

Evveeeeet eşimin izni bu yıl bir hafta olduğundan 3 yıldır iki hafta deniz-kum-güneş üçlüsüyle vakit geçirmeye alışan bize kısacık geldi bu sene tatil. Annemle anneannemin Altınoluk'da sezonluk yazlık bir daire kiralamasıyla bu sene memleket toprağında değerlendirmeye karar verdik izin zamanını. 

Yıllardır Altınoluk'a gideriz aslında ama son senelerde başladı bu yazlık kiralama fikri. Genelde günü birlik ya da kısa konaklama olarak oluyordu. (Baba tarafından dedenin yazlığı vardı.) Soğuk falan denir denizine ama bu sene pek soğuk gelmedi bana nedense... Artık nasıl özlemişsem "su soğuuuk" demeye fırsat kalmadan atıverdim kendimi suya :) İlk günler acaip bi rüzgar vardı ve sadece denize girmiş olmak için yüzdük. Kulaç atmak pek mümkün olmadı biz de suyun üstünde dalgalarla savaştık. Son iki gün o bilindik Altınoluk denizinin tadını çıkardık. Sabah 10.00'da kağıt gibi bir deniz... Düşündükçe içim gitti valla...


Altınoluk'un denizini seviyorum çünkü denize girerken o çakıl taşlarının suyun üstünden görüntüsü gerçekten çok güzel. Tamam ayağımı acıtıyor girerken ama bunun için de deniz ayakkabısı ya da palet yapmışlar kardeşim :) Maskemi de takınca suyun altındaki güzellikleri görürüm sandım ama bu sene kocaman kocaman balıkları pek göremedik, tek tük vardı, onun dışında küçük balıklar...



Altınoluk'a kadar gitmişken Cunda'ya selam çakmadan gelmek olmaz tabi. Cunda'yı acaip sevenlerdenim ben de ama son yıllarda sosyetik ve ünlüler tarafından keşfedilmesiyle biraz daha kalabalıklaştı ve tadı kaçmış cola kıvamına geldi sanki. Ancak yürürken keyif alacağınız ve nispeten kalabalıktan kaçabileceğiniz bir önerim var size. Balık lokantaları ve sizi yanlarına çekmek için her sene aynı sloganla yola çıkan dondurmacıların ("Evet efendim geçen sene yediğiniz o nefis dondurmayı buradan almıştınız,evet buyrun.) olduğu sokak yerine paralelindeki arka sokaktan yürüyün. Bu dar ama uzun sokak hem daha sakin hem de farkında varmadığınız bir sürü kalite kokan mekanla dolu. Bu sokakta aynı zamanda çevrede mandırası olan kişilerin ürünlerinin satıldığı dükkanlar da mevcut. 

Cunda ve Ayvalık ile ilgili ufak bir hatırlatma; Ben en son iki sene önce gitmiştim Ayvalık tarafına ve yol yapım çalışmaları vardı. Şimdi duble yol yapımı bitmiş Edremit-İzmir kavşağından sonra duble yolla varıyorsunuz Ayvalık'a, çok rahat...



Cunda'ya gidilir de papalina yenmeden dönmez tabi ki. En sevdiğim balıktır benim papalina :) Eskiden sardalya idi ama papalinayı yedikten sonra ilk sıraya yerleşti kendileri. Farkındasınız dimi küçük balık seviyorum ben. Yani çipura da fena değil tabi ki :)

Cunda'ya gittiğimizde papalina yediğimiz mekan Saki Kaptan'ın Yeri - Papalina Restaurant. Biz çok memnun kaldık. Özellikle yoğurtlu semizotunu ve bakla favasını beğendik. İki kişi 70 tl hesap ödedik ama içki yoktu, 3 tane soğuk meze, sigara böreği, salata, papalina ve cola için fena değildi hesap bizce ki biz 100 tl gelir artık tam turistik zamanı diyorduk. Mekanı merak edip bakmak isteyenler tık tık

Türkiye'nin ilk Boğaz Köprüsü Cunda'da biliyor muydunuz? 
İşte köprüden geçerken çektiğim resim :)


Havanın rüzgarlı olduğu bir gün de Kadırga Koyu'na gittik Assos'a doğru ama orada da çok rüzgar vardı. Biz aynen geri döndük. Sakin havada tekrar gidilirse çok tatmin edici olacağı düşüncesindeyim. Kocaman bir plajı var. Bize Datça'daki PalamutBükü'nü anımsattı :) Buradan resim yok ama :(

Uzun da olsa kısa da olsa ne yazık ki her tatilin bir sonu var. Ever ben şu an çalışmıyorum dolayısıyla tatil dönüşü bile evdeyim ancak sevgili koca ne yazık ki şu an iş yerinde...


Herkes için Güzel Bir Hafta Olması Dileğiyle..