bağlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bağlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2012 Perşembe

Gidenler...

Herkeslere Merhabalaaar,

Pazartesi gittiğim Balıkesir'den dün gece döndüm ve zaman olarak az gibi gözükse de dolu dolu geçirdim annem ve anneannemle zamanımı... Onlar birbirlerine destek olarak yaşama tutunan ve onları hayata bağlayan en büyük etkenin biz çocukları olduğu iki kadın... Çok değil bundan iki yıl evvel herşey daha farklıydı, hatta bundan 5 yıl evvel bambaşka... 


Yıl 2007... Ben üniversiteden yeni mezun olmuşum ve anneannemlerin yazlığında tatilin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Bahçeli bi ev, önde rengarenk çiçekler arkada salatalık, yeşil biber, dolmalık biber, taze fasulye, patlıcan, kabak ekilmiş bi bahçe... Huzurla yapılan yemekler ve muhabbet dolu kahvaltılar... Şimdi durup düşündüğümde ne güzel bir yazmış aslında ve biz kıymetini bilememişiz sanki... Hiç birimizin aklına 65 yaşının üzerinde olmasına rağmen denizde dipten dalarak giden sudan çıkmayan, denizden gelse bahçeyi sulayan yaşam dolu dedemin o yıl Aralık ayında bir geceyarısı aniden kalp krizinden öleceği gelmemişti... Hep başkalarının dedesi, anneannesi, babası, annesi ölürdü sanki bizim aileye ölüm hiç gelmeyecekmiş gibi yaşardık biz. Başkalarının başına gelirdi ama bir gün bizim de içimizi yakacağını düşünmemiştik. Ne o yaz ne de daha öncesinde...


Yıl 2010... Haziran ayında olmasından korktuğumuz olaylar zinciri halkaları tamamlamaya başladı. Uzun süredir bi türlü ikna edip doktora götüremediğimiz babam, artık kendisi de hastalığının farkına varmaya ve ölümden korkmaya başladığı için hastanede buldu kendini... Ancak kanser artık son evreye girmiş va kalın bağırsaktan karaciğere sıçramıştı. Teşhis konduğu anda aslında hepimiz artık onun için sayılı zamanlar olduğunu biliyorduk ama birbirimize bunu hiç bir zaman söylemedik. Hep umut dolu olduk birbirimize ve babama karşı. Balıkesir-İstanbul yolları eskitilmeye başlandı... Uzun kemoterapi seansları, hastaneden çıkmadan geçen günler... Gözümüzün önünde eridi ve yine bir Aralık günü kaybettik babamı... Bu ani olmadı ve ilk değildi kayıplardan bu yüzdendir belki biraz daha metin olmayı başardık, kimi zaman gözyaşlarımızı tutamasak da...


Ve şimdi bu iki kadın hayatlarına devam ediyorlar... Kolay değil, elektrik faturasını da yatırmak zorunda annem, eve gelirken ekmek almak da... Kombi bozulduğunda evde bi kaç aletle tamir etmeye çalışacak birileri yok evde artık. Bavul ağır da olsa taşımak zorundalar... Kolay değil, kocaman evde kendi kendilerine yaşamaya devam etmek zorundalar... Dostlar da olsa yine de akşam herkes evine gittiğinde o boşlukla başa çıkmak zorundalar onlar... 

İşte bu yüzden otobüs hareket ettiğinde arkasını dönüp TEK başına yürüyen annemin gözyaşlarını saklamaya çalışması... İşte bu yüzden anneannemi öpmek için arabanın arkasına döndüğümde belli etmese de kapıyı kapatırken gözlerinin dolması... Kapıyı kapatıp arkamı döndüğümde çoktan dökülecek o deniz mavisi gözlerinden yaşlar...

Özlemlerine, hasretlerine, bize rağmen kendilerine yenik düşüp ağladıklarında hep teselli etmeye çalıştım onları. Hatta bazı zamanlar fazla katı oldum ama bilmediler hiç aslında kimse yokken ben de üzüldüm, ağladım. Özlenmez mi hiç? Biri dedem ki benim için çok özeldi, tarif bile edemem, diğeri de babam... 

Giden geri gelmiyor maalesef... Hep derler ama hiç bir zaman gerçek anlamını farkedemeyiz ta ki sevdiklerimizden birini kaybedene kadar...