Şu an en uygun cümle bu sanırım bizim için... Eşimin kalan son iznini de bu hafta değerlendirdik ve kendimizi annemlerin yazlığına yani Altınoluk'a attık...
Aslında bu yazıyı yazmaya dün başlamıştım. Son günlerde ne zaman haberlere baksam hep şehit haberleri görüyorum ve çok üzülüyordum. Aslına bakarsanız sosyal paylaşım platformlarında kınayan mesajlar görmek, terörü lanetleyen yazılar okumak ya da Türk Bayrağı'nın paylaşıldığını görmek de ayrı üzüyor beni. Tamam tepki göstermek istiyorsunuz anlayabiliyorum ama öyle paylaşımlar yaparak bişeyleri değiştirmek mümkün değil maalesef ya da ben gerekeni yaptım diye vicdan rahatlatmak değil... Benim için değil en azından... Bu yüzden ben artık paylaşmıyorum o bildirimleri. Birileri Suriye'ye kafa tutacak diye bu kadar Mehmetçik'in feda edilmesi mi lazımdı? Ya da daha önce bir çok baskın yiyen bir karakolun yerini değiştirmek ya da güçlendirmek yerine olduğu gibi kendi haline bırakmak mı lazımdı? Helikopterle golf oynamaya gidip, sonra da karakolları yenilemek için ödenek yok diye şikayet etmek mi lazım? Halk olarak üzerimize düşeni yapıp artık her konuda daha çok bilinçlenmek, eğitime ve kendimizi eğitmeye çaba harcamak mı lazım?
Bilmiyorum dostlar, benim kafam bugün karışık biraz... Yazının başında daha olumlu şeylerden bahsetmek istemiştim aslında... Dün sakin ve sessizce denize girerken ruhumun nasıl dinlendiğini, sadece denizin sesini dinleyerek özgürce kulaç atmanın hazzını anlatmak istemiştim... Neyse daha burdayız nasıl olsa anlatırım diye düşünmüştüm ama bu sabah bi kalktık rüzgar almış başını gitmiş... Bunu yağmur dizginler ancak ama şimdilik bulutlar yağmur bırakacak gibi değil...
Bugün pazartesi, isterim ki bu hafta artık şehit haberleri okumayalım ama hepimiz biliyoruz ki bu fazla iyimser bir temenni...