4 Aralık 2011 Pazar

Benim Hala Umudum Var


benim hala umudum var
isyan etsem de istediğim kadar
inad etsem bile bırakmazlar sahibim var
benim hala umudum var
seviyorlar bazen soruyorlar
hayran hayran seyret ister katıl ister vazgeç

güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin olur biter
boyun büküp önünde
ağlasam sessizce
şu garip gönlüm affolur mu?
bu firtina durulur mu?
benden adam olur mu?
korkarım, aşka zararım dokunur mu?

elveda sana yeter tamam
bitsin artık bu dram bu fotoroman
ham meyvayız hala koparmışlar dalımızdan

güzel günler bizi bekler eyvallah dersin olur biter
güzel günler bizi bekler eyvallah dersin geçer gider
bıraksam kendimi şöyle oh ne rahat
bu da geçer gülüm yaşamana bak

alınacak dersler var sorulucak sorular bu da geçer gülüm bizden bu kadar

benim hala umudum var
isyan etsem de istediğim kadar
inat etsem bile bırakmazlar sahibim var

3 Aralık 2011 Cumartesi

Üç Renkli Börek

Geçen hafta sonunda yemek yapma isteğim geri geldi ve uzun zamandır denemek istediğim tariflerden biri olan Üç Renkli Börek i denedim. Biliyorsunuz ki rejimdeyim bu yüzden sadece bir dilim yemekle yetindik eşimle birlikte. Kalan ise olduğu gibi şirkete :) Çok beğenildi, bir çırpıda yendi :) Tarif aslında internette bir çok yerde var ama ben Elele dergisinin Ekim sayısından aldım. Birazcık da değiştirdim. Resim kötü ama tadı enfessss


Malzemeler
4 Yufka
750-1000gr Ispanak
4 Adet Havuç
360 gr Çemensiz Pastırma (Namlı'nın vakumlu paketlerinden kullandım)
2-3 Çorba Kaşığı Tereyağ
1 Yumurta Sarısı
Çörekotu
Susam
Tuz

Yapılışı

  • Ispanak yapraklarını yıkayın ve saplarını koparın,haşlayın. Sonrasında süzün ve ince ince kıyın (Bunu yufkanın üzerine atarken ellerinizle de yapabilirsiniz.)
  • Havuçları rendeleyin. Tereyağının bir kısmını eritin ve ıspanakla havuçları ayrı ayrı soteleyin. Bu arada fırını 180 derecede ısıtın.
  • İlk yufkayı düz bir zemine serin ve fırça ile tereyağ sürün. 
  • İkinci yufkayı üzerine açın ve yağlayın. Tuzla lezzetlendirdiğiniz ıspanakların hepsini bu kata dökün. 
  • Üçüncü yufkayı üzerine açın,yağlayın ve havuçları yayın.
  • Dördüncü yufkayı üzerine açın, yağlayın ve pastırmaları dizin.
  • Üst üste tüm yufkaları serdikten sonra kenardan birazcık içe doğru katlayın ki açılıp malzemeler dökülmesin. Sonrasında rulo yapın. Yumurta sarısını fırçayla her tarafına sürün. Üzerine çörekotu ve susam serpin.
  • Üstü kızarıncaya kadar yaklaşık yarım saat pişirin.

AFİYET OLSUN!!!

28 Kasım 2011 Pazartesi

Yine Yeni Yeniden...

Eveeeet Ramazan ayından beri bir rehavet bir oburluk derken tekrardan 74 kg olarak diyetisyenimin karşısına çıkınca başa dönmek kaçınılmaz oldu. Beni tanıyanlar bilir zaten öyle tombalak bi halim yok ama yine de göbekten kurtulmanın tam vaktidir dedim ve yeniden başladık boğazımı düğümlemeye...
Hem güzel olmaz mı şu aşağıdaki kıyafetleri gönlümce, rahat rahat giysem??? :)



27 Kasım 2011 Pazar

Dedemin İnsanları - Yüreğinize Sağlık...

Tamamen tesadüf sonucu haberdar oldum filmin varlığından ve konusunu okuyup fragmanı seyredince de hemen aldım biletleri. Çekimi, hikayenin akıcılığı ve pek tabi oyuncularıyla bence çok güzel bir film olmuş "Dedemin İnsanları"...
Hikayesi şöyle;

Ozan, Ege'de küçük bir sahil kasabasında yaşayan 10 yaşında bir çocuktur. Girit göçmeni dedesi Mehmet Bey nedeniyle arkadaşları onunla "gavur" diye alay etmektedir. Yalnız kalmaktan korkan Ozan, başta dedesi olmak üzere ailesine kızar "Biz Türküz." diyerek onlara kafa tutar.


Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, kasaba eşrafından, saygın bir adamdır. Kasaba halkına kol kanat gerer, sorunlarıyla ilgilenip, onlara yardım eder. Hoşgörürsüyle bilinen Mehmet Bey torununun bu durumundan dolayı üzülmekte ve endişe duymaktadır. Mehmet Bey daha yedi yaşındayken, ailesi zorla topraklarından kopartılmış, mübadeleyle Girit'ten göçmüşlerdir. Mehmet Bey'in en büyük arzusu ölmeden evvel doğduğu toprakları görebilmektir. Bu özlemle sık sık içinde mektuplar olan şişeleri Ege'nin mavi sularına bırakmaktadır.


DEDEMİN İNSANLARI, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere, bir defa daha ama bu kez farklı bir yerden bakacaksınız.

Bana aynı zamanda kendi dedemi ve onunla olan geçen çocukluk yıllarını hatırlattı. Biz de dedemle birlikte denize gider ve bütün yazı beraber geçirirdik... Filmi izlerken farkettim de ben dedemi ne kadar çok özlemişim... Nur içinde yat dedeciğim...