Yimek Yimek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yimek Yimek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2012 Perşembe

Buzzz Gibi...

Aslında amacım biraz dikkat çekmek ve yaz sıcaklarının kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde serinletici alternatifler  bulmak... Önümüzdeki günlerde elime geçmesini beklediğim bir limonata tarifim olacak sizler için ama bu tarif görümcemin (kendisine görümce denmesinden hoşlanmıyor ancak eşimin kız kardeşi desem de çok uzun olacak. Şimdilik görümce diye idare edelim olur mu Emine'cim??? :) ) geçen sefer geldiğinde bana vaat ettiği limonata tarifi... Şu an finalleri ile boğuşmakta kuzucuğum. Bursa'ya geldiğinde beraber patlatırız bi limonata diye hain planlar yapmaktayım -ki kendisi de bu şekilde haberdar olacak buradan- 
İkinci serinletici lezzet ise Soğuk Kahve ya da Frappe ya da siz ne derseniz :) Tarifi aslında leylakrengi'nde buldum ve denemek için salı günü yaptığımda hoşuma gitti. Eşimin ailesi Yunanistan tarafından olduğundan onlar için kahve bambaşka bir kültürdür ve türk kahvesi, nescafe bile oradan gelir :) Bu arada türk kahvesinin yapımında kendimizce inceliklerini de ayrıca paylaşacağım. 
Resimde buzdolabından çıkarıp şişeyi çalkalacığım için hafif köpüklendiği gözüküyor. Bizim Davuk da fonda poz verdi :) Tarif aslında 4 kişilik diyordu ama biz yukarıdaki gibi büyük bardaklarla içmeyi sevdiğimiz için bu tarifin yarı ölçüleri ile yaptğımızda sadece yukarıdaki bardak kadar çıktı.


  • 2 yemek kaşığı neskafe
  • 2 yemek kaşıgı kakao
  • 2 su bardağı kaynamış su
  • 2 su bardağı süt

Ben biraz da şeker ekledim.

  • Geniş bir kapta neskafe, kakao ve şekeri iyice karıştırın, sıcak suyu ekleyip eritin.
  • 2 bardak soğuk sütü ekleyin, karıştırın ve buzdolabında iyice soğutun. 
  • Servis zamanı gelince, uzun bardaklarınıza doldurun, buz ekleyin, üzerini isterseniz krem şanti, çikolata sosu ya da çikolata rendesiyle süsleyin. 

Afiyet olsun... 

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Profiterol'un Adresi...

Bursa'ya gelirseniz tabi ki iskender yiyin, kestane şekeri alın ama bilmediğiniz ve yemeden dönmemeniz gereken bir şey varsa o da Profiterol... Ülkü Pastanesi'nin profiterolunu yemelisiniz ve bu lezzetten kendinizi mahrum bırakmamalısınız :) Bursa'da yaşayan bir çok kişi bilir zaten, tadını da tabi ki :) 



Adres: 
Nalbantoğlu Mahallesi Bademli Sk no : 4/C


25 Mayıs 2012 Cuma

Tanıştırayım - Lays Fırından


Geçen hafta keşfettiğim bu nefis lezzeti tabi ki sizlerden esirgemeyeceğim :) Anladığım kadarıyla henüz yeni çıkan bir çeşit olduğundan her markette bulamayabilirsiniz ancak büyük süper marketlerde daha rahat bulabilirsiniz gibime geliyor. Lays'in fırınlanmış patates cipsi iki çeşitmiş. Ben acılı olanını denedim ve eşimle kendilerine tutkuyla bağlandık. Hatta geçen akşam aldığım için bizzat teşekkür etti bana yerken sevgili kocacığım :)
Bi deneyin, pişman olmazsınız :)

24 Mayıs 2012 Perşembe

Zeytinyağlı Taze Fasulye

Yavaş yavaş yaz moduna geçtiğimiz şu günlerde pazarda bol bol görmeye başladık taze fasulyeyi. Kocişko çok sevdiği için 3 haftadır her hafta yaptığım bir yemek oldu kendileri. Kendilerinden de tam not aldığım için (bilenler bilir yemek konusunda benden daha yeteneklidir ve ondan onaylandıysa bu tarif olmuş demektir :) ) tarifi sizlerle de paylaşıyorum :)


Malzemeler

  • 1/2 kg Taze Fasulye (ben ayıklarken kenarlarını da benim müthiş soyucumla kesiyorum.)
  • 1 Büyük Kuru Soğan
  • 1 Büyük Domates
  • 1 Çay Kaşığı Şeker
  • Tuz
  • Zeytinyağı



Yapılışı

  • Fasulyeleri ayıklayıp yıkadıktan sonra bir kenarda suyunun süzülmesini bekliyoruz. Bu sırada yemeklik doğradığımız soğanı kokusu çıkana kadar zeytin yağı koyduğumuz geniş tenceremizde kavuruyoruz. 
  • Kavrulan soğanlara taze fasulyeyi ekliyoruz ve yaklaşık 10-13 dakika kısık ateşte kavrulmalarını bekliyoruz. Arada kontrol amaçlı karıştırabilirsiniz.
  • Kavurma işleminden sonra kabuklarını soyup küçük küçük doğradığımız domatesleri ekleyin. Domateslerin birazcık ölmesi lazım.
  • Sonrasında 1 bardak sıcak suyu ekleyin. Bu esnada şekerini ve tuzunu da koyun yaklaşık 45-60 dakika pişirin. Sonrasında tadına bakarak pişip pişmediğini kontrol edin ve yemek hazııır :)

Afiyet Olsun...

18 Mayıs 2012 Cuma

Fırın Sütlaç

Hep harika tarifler yapıp süper resimler koyacak değilim ya :) Bu sefer de tutmayan bir tarif paylaşmak istiyorum :) Ama püf noktalarını ve tecrübe ile bizzat test edilmiş önemli kısımlarını da paylaşacağım ki siz aynı tuzağa düşmeyin ve harika sütlaçlarınız olsun :)
FIRIN SÜTLAÇ

Malzemeler
1 Litre Süt
1 Su Bardağından 2 Parmak Az Pirinç (çok pirinç sevmiyorsanız yarım bardak da koyabilirsiniz)
2 Su Bardağı Su (pirinç için gerekli olacak)
2,5 Yemek Kaşığı Nişasta (buğday ya da mısır nişastası olabilir)
1,5 Su Bardağı Toz Şeker

Yapılışı
  • Pirinci yıkayıp, 2 bardak su ile kısık ateşte 15 dakika kadar pişirin. (piriçlerin iyice kabarmış olması lazım)
  • Bu sırada 1 çay bardağı suda nişastanızı eritebilirsiniz. 
  • Soğuk sütü, şekeri ve suda erittiğiniz nişastayı ekleyin. 
  • Karıştırarak kaynayana kadar pişirin. 
  • Fırına dayanıklı kaselere boşaltıp 30-45 dakika kadar üzerlerinin kabuk tutmasını bekleyin. Hatta daha da fazla bekletebilirsiniz bu arada fırın da ısınacak tabi ki. (200 derece)
  • Fırının mümkünse sadece üst ısıtıcısını çalıştırın. Fırın tepsisinin dibine 1 -2 parmak kalınlığında olacak şekilde su koyun yoksa su hemen buharlaşıyor ve sütlaçlarınız taşıyor.
  • Aşağıda örneği var misal :) Fırında üstlerini kızartın. Fırından çıkarıp iyice soğumasını bekleyin ve ondan sonra buzdolabına kaldırın. Soğuk soğuk tüketin ohhh misss :)
Afiyet olsun.
Fırına koymadan önce ve fırından çıkan taşmış sütlaç resimlerini ibret olsun diye paylaşıyorum :)

Sonuçta sütlaçlar taştığı için pirinç miktarı çok oldu. Tadı güzel ama mükemmel sütlaç bir dahaki sefere  kaldı :)

17 Mayıs 2012 Perşembe

Mutfak Yardımcılarım

Şu sıralar Vestel reklamlarındaki robotları çok hoşuma gidiyor. Ne güzel bayan ve erkek figürü vermişler robotlara :) Son yemek pişirilen reklam diğerleri kadar dikkat çekici değil ama ilk iki reklamı beğenmiştim. 
Ben de elektrikli olmasalar bile mutfakta yardımıma koşan mutfak yardımcılarımı paylaşmak istiyorum sizlerle...
İlk sırada elimden düşmeyen hatta çok yakın ilişki içine girersek acımadan parmağımı doğrayabildiğim meyve-sebze soyusu var. Markası Oxo. Bıçağının keskinliği ve uzun ömürlülüğü benden tam not aldı. Patates, domates, havuç, kabak, salatalık gibi sebzelerde çok başarılı. Ben Boyner'den almıştım ancak Esse'de de gördüm geçenlerde. İnternetten da buradan bulabilirsiniz.
İkinci sırada hepimizin mutfağında vardır diye tahmin ettiğim bambu kesme tahtası var. Ben ki o kadar alıştım kendisine şimdi onsuz soğan doğrayamıyorum bile :)
Son sırada ise mutfağımıza yeni katılan zeytinyağı şişesi var. Aslında ortadaki kısmına sirke koyunca çok daha hoş bir görüntü oluşuyor ama bizim evde pek sirke kullanılmıyor ve fonksiyonellik daha ön planda olduğu için ben iç şişesine de zeytinyağı koydum. Cam olması ve tezgahın üstünde de gayet şık durması tercih edilebilir yapıyor kendisini :) Ama en can alıcı özelliği koyarken zeytinyağını akıtmıyor ve de damlatmıyor :) Sırf bunun için bile alın derim. Ben Esse'den almıştım. %50 indirimle 12-13 TL gibi bir tutara gelmişti. 
Bu listeye eklenecek bir kaç şey daha vardır büyük ihtimal... Zamanla onları da paylaşırım efendim :)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Carte d'Or Tatlı Kuplar

Bu zamana kadar denemediğimi düşünenler beni tanımıyor demektir :) Tabi ki denedim ama sonuç bence hayal kırıklığı oldu. Supangle ve Kazandibi paketini denedik ama ne ben ne de eşim tadından keyif aldı. Supangle dedikleri bildiğiniz kakaolu dondurma ama acaip bir yağ tabakası varmış gibi ağır dondurma. Sonuç olarak ben tavsiye etmiyorum ama merak ediyorsanız en azından bir kere deneyin, test edin derim...

3 Mayıs 2012 Perşembe

Kendinizi Ödüllendirin...

Ben şu sıralar sürekli kendimi ödüllendiriyorum :) facebook ya da twitter takipçileri zaten farkındadır. Bugünlerde sürekli yemek resimleri paylaşıyorum. Bir çok kişi büyük ihtimal sövüyor bana ama içimden geliyor napiim :) 

Ne diyorduk? Kendinizi Ödüllendirin...
Mesela bugün eve giderken markete uğrayın. Vanilyalı ya da çikolatalı ya da meyveli canınız hangisini çekerse dondurma alın. Sonra yanına bir de Albeni Atıştırmalık alın.
Akşam yemeğinden sonra Albeni'yi biraz soğuması için 5-6 dakikalığına dondurucu kısmına koyun. Bu esnada dondurmanızı biraz kendine gelsin diye çıkartabilirsiniz. Dondurma kaplarınıza dondurmayı koyun ve aralarına rondodan geçirdiğiniz Albeni atıştırmalık parçalarını yayın üstüne dilerseniz çikolata sosu da dökebilirsiniz. Biz de antep fıstığı tozu da vardı ben ondan da ekledim ve sonuç;
Afiyet Olsun...

28 Nisan 2012 Cumartesi

Kocaman Muffinler :)

 Dr Oetker'in kocaman kakaolu muffinlerini yaptım ve de harika oldular :) Aynı resimdeki gibi ve de çok lezzetli üstüne de çok pratik :) Alın dolapta dursun ve aniden gelen misafir için bırakın Dr Oetker size yardımcı olsun :)
Lezzet garanti :)

26 Nisan 2012 Perşembe

Fırında Uyduruk Kabak...

Haftasonu eşimle markete gittiğimizde "Fırında kabak çok güzel oluyor sen de yapsana" önerisi üzerine kabak aldık. Salı günü gündüz biraz internetten bakındıktan sonra en iyisi ve de pratiği kabağı ve de yanına bir kaç parça sebze ile gelişi güzel fırına atıp pişirmek olur diye düşünüp kendimi mutfağa attım.
Nihatla sivrisinek eşliğinde başladım kabağı soymaya :) Biraz daha düzgün olsun aşağıda tarifi vereyim en iyisi :)


Malzemeler

  • 3 Adet Kabak
  • 2 Sivri Yeşil Biber
  • 2 Adet Kırmızı Biber
  • 2 Adet Orta Boy Kuru Soğan
  • 3-4 Diş Sarımsak
  • Tuz, Kekik, Toz Kırmızı Biber
  • Zeytinyağ

Hazırlanışı
Malzemelerin hepsini doğradım ve cam fırın tepsisine yaydım. Üstüne zeytinyağını gezdirdim. En son da baharatlarını ve tuzunu ekleyip 180 derece fırına attım. Ancak pişmesi en az 1 saat sürüyor ki benimki neredeyse 2 saat sürdü diyebilirim. Arada tahta kaşıkla malzemeleri karıştırdım fırındayken. Tabağa aldıktan sonra yanına yoğurt da koyarsanız tadından yenmiyor bilginize :)
Afiyet Olsun...

26 Şubat 2012 Pazar

Sebzeli ve de Faydalı Çorba

Geçenlerde Show Tv'deki ana Haber Bülteninde görümcem görmüş bu tarifi ve hemen kalkıp o akşam denedi. Ortaya enfes bir tad çıkınca da paylaşmak kaçınılmaz oldu... Teşekkürler Emine... Bakalım ben sen yokken senin kadar güzel yapabilecek miyim? :)


Sebzeli Çorba


Malzemeler


1 Adet Orta Boy Havuç
Yarım Kabak
1 Adet Küçük Patates
1 Adet Pırasanın Yeşil Kısmı
1 Adet Tavuk Bulyon
8 Bardak Su
Tuz
Sıvı Yağ


Terbiyesi için


2 Çorba Kaşığı Un
2 Çorba Kaşığı Yoğurt
1 Yumurta
Yarım Limon Suyunun Biraz Daha Azı


Yapılışı

  • Bir miktar sıvı yağı tencereye koyup kızdıralım. Minik minik doğranmış havuçları ekleyip 1-2 dakika kavuralım.
  • Yine küçük küçük doğranmış patatesleri ekleyelim ve 1-2 dakika daha kavurmaya devam edelim.
  • Küçük küçük doğranmış pırasanın yeşil yerini ve kabağı ilave ediyoruz, kavurmaya devam...
  • Tuzu kararınca ekledikten sonra soğuk suyu ilave ediyoruz. Bulyon da bu noktada ekleniyor.
  • Karışım kaynaya kadar arada bir karıştırmaya devam ediyoruz ve bu noktada terbiye yapımına geçiyoruz.
  • Terbiye için ayrı bir kapta terbiye malzemelerini karıştıralım.
  • Kaynamakta olan tenceremizden bir kepçe alıp terbiyeye karıştıralım ki kesilmesin.
  • Terbiyeyi çorbaya yavaş yavaş karıştırarak ekleyelim. Kaynamaya devam etsin.
  • Sebzeler yumuşayıncaya kadar kaynatmaya devam edelim ve sonra da afiyetle içelim :)

3 Şubat 2012 Cuma

Waffle Art'da Dondurmalı Waffle Keyfi

Kara rağmen evde durmuyor ve her gün bir yolunu bulup dışarı çıkmayı başarıyorum. Bu konuda başarılı olmamın sebeplerinden biri de görümcemin ara tatil dolayısıyla Bursa'da olması... Birbirimizi gaza getirip giyinip kuşanıp dışarı atıyoruz kendimizi... Eşimin kuzeninin eşini de kandırıyoruz ve 3 bayan alışveriş merkezlerinin altını üstüne getiriyoruz. Şu sıralar malum bir de indirim sezonu, ucuz ucuz fiyatlara neler neler alıyoruz. (Bu kısmı kocalar okumasın pas geçsinler mümkünse :) )
Geçen hafta Zafer Plaza'ya gittiğimizde yürüyen merdivenlerin altında keşfettik Waffle Art'ı ve bi dahaki sefere denemeye karar verdik. Ufak bir yer olduğu için etrafında bi kaç tur attık avına saldırmaya hazırlanan aslanlar gibi ve boş masayı görünce de kaptık :) Waffle mükemmel değildi ama vasat kelimesini de haketmiyor. Bu soğuk hatta karlı günlerde dondurmalı waffle keyfini herkese tavsiye ederim :)

1 Şubat 2012 Çarşamba

Çikolatalı Cheesecake! Hmmmm!!!!

Bu muhteşem tarifi biliyorum ki hemen hemen bütün yemek bloglarında gördünüz ve belki de zaten dillere destan bir şekilde yapıyorsunuz J Benim hamarat görümcem de çok başarılı ve bi çikolatalı cheesecake tarifi de benim blog da olsun istedim. Bizim kullandığımız borcam aşağıdaki gibi. Tarif internetteki farklı sitelerden alınıp derlenip çeşitli oynamalar yapıldıktan sonra son halini almıştır J Yani copy paste olayı yoktur önemle belirtirim…

Malzemeler

Alt Katman için;
3 Paket Yulaflı Bisküvi
1 Paket Küçük Margarin – 250 gr (yaklaşık 175 gr kullandık)

Ara Katman için;
4 Adet Yumurta
4 Paket Labne Peyniri
6 Çorba Kaşığı Un
2 Paket Vanilya
2 Su Bardağı Toz Şeker

Sosu için;
2 Paket Krema
4 Paket Bitter Çikolata
1,5 Tatlı Kaşığı Margarin

Yapılışı

Yulaflı bisküvileri rondo ya da blender da un haline getiriyoruz.
Bu arada margarini tavada eritiyoruz. Erimiş margarin biraz soğuduktan sonra bisküvilerle margarini karıştırıyoruz. Bu karışımı tepsiye bastıra bastıra yayıyoruz. (Biz dikdörtgen borcam tepsi kullandık. İşte burada)
Diğer yandan fırını 200 derecede ısıtmaya başlıyoruz ve ara karışım için şeker ve yumurtayı çırpıyoruz. Şeker iyice eridikten sonra un ve vanilyayı ekliyoruz. Bu şekilde de biraz çırptıktan sonra labne peynirini ekliyor ve hızlı devirde mikserle karıştırmaya devam ediyoruz.
Bu karışımı margarinle karıştırıp borcama yaydığımız bisküvilerin üzerine döküp ısınmış fırına veriyoruz. Fırında yaklaşık 20-30 dakika kalıyor.
Fırına attıktan 15 dakika kadar sonra çikolata sosuna başlayabiliriz. Çikolata sosu için de bitter çikolataları kırıyoruz. Bu arada kremayı sos tenceresine alıp krema ısınırken 1 tatlı kaşığı tereyağ ya da margarin ekliyoruz. Krema kaynamaya başlayınca ocağın altını kapatıyoruz. Çikolataları ekliyoruz. (Dikkat – Çikolatayı koyduktan sonra bi daha ocağın altını yakmıyoruz.)
Fırındaki karışım sertleşip üstü kahverengi kabarcıklı olunca fırından alıyoruz. 


Sosun ılınmasını bekliyoruz. Fırından aldığımız tepsimiz ve çikolata sosumuzun ikisi de oda sıcaklığına geldiğinde sosu tepsiye döküyoruz. Sos zaten karışımımızın üstünde dağılıyor. Karışım biraz daha bekletildikten sonra buzdolabına atıyoruz.

İdeal hali ise (yani mideye indirme anı) buzdolabında 4 saat bekletildikten sonradır efendim.




Afiyet Olsun…:)

30 Ocak 2012 Pazartesi

Dr. OETKER Kim Ki???

Bugün görümceciğimle önce markete sonra da mutfağa attık kendimizi :) Hafif hafif kar atıştırması altında markete doğru keyifli bir yürüyüş gerçekleştirdikten sonra reyonlar arasında slalom yaparken bulduk kendimizi. Bir sürü mama aldıktan sonra da mutfak seansı başladı. Ben geçenlerde annemden gördüğüm 20 dakika muffin yapmaya yeteneğine sahip olabileceğiniz Dr. Oetker Çikolatalı Muffin yaptım. Bir de alakasız biliyorum ama közlenmiş patlıcan salatası. (Onun tarifi ilerki günlerde...) Limonlu yeşil çay eşliğinde kekimizi yerken de aklıma bu post un nedeni olan Dr. Oetker kimdir ki acaba sorusu düştü. İnternet sitelerinde ayrıntılı olarak bahsetmişler ben de oradan kısaltmalar yaparak koyuyorum ve aydınlatıyorum sizi sevgili okuyucularım :) (Ay kendimi gazeteci gibi hissettim :) )


Bu arada muffinler çok başarılı ve yapımı çok kolay tavsiye ediyorummm.
Kimmiş diye merak edenler için...





1890


Her şey Bielefeld'deki eczanenin arka odasında, 1891 yılında başladı: Genç eczacı Dr. August Oetker gece yarılarına kadar eczacı tartısı, havanı ve çeşitli tozlar ile meşgul oluyordu. Bu inatçı kaşif sonunda amacına ulaştı, fırında pişen kek, pasta ve hamur işlerinin iyi kabarması için devrim yaratacak bir çözüm buldu:
Hamur Kabartma Tozu !
Dr. August Oetker titiz çalışmaları sayesinde kek, pasta ve hamur işlerini her seferde başarılı bir şekilde kabartacak olan garantili Hamur Kabartma Tozu formülünü 1893 yılında paketleyip satmaya başladı. Artık kek ve pastalar Dr. Oetker'in garantisi ile hazılanacaktı. Esasen, Alman kimyager Justus von Liebig ve Amerikalı öğrencisi Eben Horsford Hamur Kabartma Tozu formülünü daha önce bulmuşlardı. Ancak Oetker'in başarısı evlerde kullanılabilecek bir preperasyonu başarıyla sonuçlandırmış ve pazarlamış olmasından gelmektedir.
Dr. Oetker Hamur Kabartma Tozu o devirdeki mutfaklar ve yerli sanayi için sansasyonel bir yenilik, bir reform olarak hızla yerini aldı.
Dr. Oetker bu ürün ile hazırlanmış birçok tarifi Hamur Kabartma Tozu paketinin üzerinde ve gazetelerde yayınlattı.


1900


Dr. August Oetker ileriyi görüyordu, ürününü korumak ve geliştirmek için markasını yarattı ve bu kendi alanında o yüzyılın dönüm noktası oldu. Kırmızı-beyaz renklerdeki "Hellkopf" simgesi (aydınlık kafa, aydınlık düşünce) tüm Dr. Oetker paketlerinin üzerinde yer aldı. Bu logo tüketicilere yüksek kaliteyi bu üründe, bu paketlerde bulabilecekleri mesajını verdi. Ürüne yönelik artan taleplerin etkisi ile kısa bir süre içerisinde endüstriyel üretime geçildi ve hemen sonra yeni birçok ürün birbirini takip etti. Artık Dr. August Oetker'in eczanesinin dışında bir firması ve bunun yanı sıra da başka diğer yabancı ülkelerde de girişimleri vardı. 1908 yılında ilk yurt dışı üretim tesisini Viyana'da kurmuştu bile.


1910


Firma tarihçesinin ilk bölümü birinci dünya savaşı ile son buldu: 1916 yılında firma kurucusunun oğlu savaşta öldü. 1918 yılında da Dr. August Oetker arkasında bir şirket bırakarak öldü. Avrupada kendi tarzını ortaya koyan bir marka ve bir firma yaratmıştı...


1920


1920 yılında firma yöneticisi Dr. Richard Kaselowsky, Dr. August Oetker'in dul gelini ile evlendi. Ve firmayı yönetmeye devam etti. Şirket personel sayısı 600'ü aşmıştı. Dr. Kaselowsky üretimi ve diğer ülkelerdeki satışı genişleterek kurucunun başarısını devam ettirdi: Fransa, Polonya, Danimarka ve İtalya'da kardeş firmalar kuruldu.


1930


Yoğun reklam, gezici bilgilendirme aracının faaliyetleri, film gösterileri, seminerler ile Dr. Oetker markası her yerde tüketiciye tanıtıldı. Pişirme ve hazırlıklarla ilgili broşürler hazırlandı. İpuçları ve öneriler verildi. Enfes lezzetli hamur işlerinin tarifleri modernleştirilerek ev hanımlarına sunuldu.


1940


Firma kurucusu Dr. August Oetker'in torunu
Rudolf-August Oetker, 1944 yılında, üvey babası
Dr. Kaselowsky'nin ölümünden sonra firmanın yöneticisi oldu. Ve savaştan çok kısa bir süre sonra firma tekrar inşaa edildi.


1950


Gıda alanında yeni pazarlar elde edildi ve birçok yeni çeşit ürün piyasaya sunuldu. Bu dönemde
"Bayan Renate" Dr. Oetker ürünlerini, Televizyon aracılığıyla, her Alman'ın evine getiriyor ve tüketicilerin isteklerini yansıtıyordu.


1960


60'lı yıllarda, "Marie-Luise Haase" Deneme Mutfağı sorumlusu olarak, Dr. Oetker Deneme Mutfağını birçok Televizyon reklamı ile meşhur etti. Bu yıllarda
Dr. Oetker ürün yelpazesi toz dondurma ile daha da genişledi.


1970


Evlerde Buzdolapları kullanımı artmaya başlayınca, 1970 de Dr. Oetker ilk dondurulmuş Pizza'yı piyasaya sundu. Bu yenilikle de Firma, tüketicilerin sürekli değişen isteklerini yerine getiriyordu.


1980


Kurucu Dr. August Oetker'in torunu Dr. August Oetker 1981 yılında firmanın sorumluluğunu aldı. Bugün birçok firma ve kuruluş Dr. August Oetker Gıda KG altında toplanmıştır.
Dr. Oetker GmbH çatısı altında ise gıda sektörü uluslararası bir boyut kazandı. Birçok ülkedeki
Dr. Oetker kuruluşu bu başlık altında toplandı.


1990


Ürün yelpazesi firmanın ana fikrine uygun olarak büyütüldü. Yanı sıra Müsli gibi yeni ürün kategorilerine de girildi. Doğu Avrupa pazarlarında başarılı sonuçlar elde edildi.


2000


2000'den beri ürün çeşitlerindeki artış sadece Almanya'daki şirketlerle sınırlı kalmadı, kardeş firmaların ürün çeşitleri de sürekli arttırıldı. Dr. Oetker'in faaliyet gösterdiği her ülkede yardımcılar ürün grubu başta olmak üzere, tatlılar ve pizza gibi ana gruplarda da sürekli bir büyüme gözlemlendi.


2010


Richard Oetker, ağabeyi Dr. August Oetker’den 2010 yılında yönetimi devraldı. 


Sürekli büyüyen ve genişleyen Dr. Oetker, yeni ürün kategorisi “Dekor Serisi” ile pazara yeni bir yaklaşım getirmesinin yanı sıra bu seri ile büyümeye katkı da sağladı. 


Dr. Oetker, sağlam kökleri ve uluslar arası hedefleri olan bir aile şirketi olarak, sloganını her zaman “Kalite en iyi reçetedir” cümlesiyle ifade etmektedir.


DR.OETKER TÜRKİYE
1987
Şirket 1987 yılında Bayraklı-İzmir'de
Piyale-Dr. Oetker Gıda Sanayi A.Ş. olarak kuruldu. Şirket hisselerinin % 49'u Alman Dr. Oetker firmasına, % 51'i Türkiye'nin köklü makarna şirketlerinden Maktaş Makarnacılığa aitti.


1988 yılında ilk üretim gerçekleştirildi. Türkiye'de ilk kez Kek Karışımları, Puding çeşitleri, Hamur Kabartma Tozu, Şekerli Vanilin, Jöle çeşitleri, Frutti olarak adlandırılan toz içecek karışımları ve Pizza Un karışımı üretildi. İlk yıl yaklaşık olarak 23 çeşit ürün üretilirken, daha sonralı ürün çeşitleri sürekli arttırıldı.


2011 
Dr. Oetker Türkiye‘nin ürün çeşidi 171 adete yükseldi.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Mis Gibi Bir Kahvaltı


Kahvaltı kadar güzel bir öğün daha var mı ki? Bence yok!!! Benim için günün en önemli öğünüdür kahvaltı, hele şöyle 3-4 çeşit peynir, simit, zeytin, bal amannn, Akşamları bile kahvaltı yapabilirim ben... Ama tabi işin ucunu rahatlıkla kaçırabileceğiniz bir öğün aynı zamanda ve asla sandığınız kadar hafif bir öğün değil kendileri.


Besin
Porsiyon
Kaç Kalori
     Bu kadar kaloriyi yakmak için kaç
     dakika yürümek gerekir ?




Bal 
1 yemek kaşığı
60
12
Beyaz ekmek
1 Dilim 
90
18
Beyaz Peynir
100 gr
190
38
Domates
1 Dilim 
4
0.8
Granola Bar (Nature Valley)
1 bar
90
18
Ülker K Bar 
1 bar
90
18
Kakao Kreması
1 yemek kaşığı
110
22
Kakaolu Kek
1 Dilim 
180
36
Karışık Tost
1 Adet
250
50
Kaşar Peyniri
1 Dilim 
90
18
Kaymak
1 yemek kaşığı
140
28
Kepekli Ekmek
1 Dilim 
60
12
Krem Peynir
1 yemek kaşığı
50
10
Kuruvasan
1 Adet
250
50
Menemen
1 tabak
220
44
Mısır Gevreği
1 yemek kaşığı
6
1.2
Müsli 
1 yemek kaşığı
30
6
Pekmez
1 yemek kaşığı
60
12
Peynirli Omlet - (3 adet yumurta,Peynir)
1 tabak
294
58.8
Peynirli Tost
1 Adet
190
38
Poaça
1 adet
180
36
Reçel - Çilek
1 yemek kaşığı
50
10
Sade Açma
1 Adet
250
50
Sandviç (Peynir,Domates, Salatalık)
1 Adet
343
68.6
Sosis
1 Adet
190
38
Sucuk
100 gr
450
90
Yumurta  - Haşlanmış
1 Adet
80
16
Yumurta - Yağda
1 Adet
100
20
Zeytin Siyah
1 Adet
9
1.8
Zeytin Yeşil
1 Adet
5
1

8 Aralık 2011 Perşembe

Meyveleri Saklayalım Ama Unutmadan Yiyelim...

Haftasonu pazardan ya da marketten gözümüze güzel görünen bi sürü meyve alırız. Gözümüz doyar ancak haftaiçi üşendiğimiz için bi çoğunu yemez ve çürütürüz. Ertesi haftalarda biraz tepkili davranıp yenmiyor atılıyor diye protesto ederiz meyve reyonlarını ama sonra bu kısır döngü başa döner ve yine alırım elmaları, muzları, portakalları… Mevsim kış ya bu yüzden kış meyvelerinden bahsediyorum galiba devamlı J

İşte size küçük ipuçları… Belki uygularsanız sizin meyveler de daha uzun süre taze kalır. Bu arada üşenmeyin ve yiyin tabi o meyveler bu yöntemlerle sonsuza dek sağlam kalmaz. Benden söylemesi J

Elma
Genel olarak elmalar serin, karanlık yerlerlerde saklanır. Soğuk bir mahzeniniz yoksa elmaları plastik bir torbaya koyarak buzdolabının serin çekmecesinde muhafaza ediniz.

Portakal
Serin, karanlık bir yerde birkaç gün muhafaza edilebilir, fakat ideal olarak ömürlerini 2 haftaya kadar uzatabilmek için buzdolabında tutulmalıdırlar.


Mandalin – Greyfurt
Taze greyfurtları serin, iyi havalandırılmış yerlerde bekletin. Greyfurt bekletmenin en iyi ısı düzeyi 10 – 13 C derecedir. 

Limon
Limon iyi havalandırılmış serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Limon bekletmenin en iyi ısı düzeyi 7-9 C derecedir. Limon dilimlerinin taze görünümünü korumak için kapalı kaplarda buzdolabında muhafaza edin. Buzdolabında dilimler 4 güne, tüm limonlar ise 2 haftaya kadar taze kalırlar. 

Şeftali
Şeftaliler çabuk bozuldukları için sadece birkaç gün içinde tüketeceğiniz miktarda satın alın. Tüketimden hemen öncesine kadar yıkanmamalıdır. Oda sıcaklığında muhafaza ederken hava akımının sağlanması için birbirlerine değmemelerine dikkat edin. Satın alındıklarındaki olgunluk durumuna bağlı olarak taze şeftaliler oda sıcaklığında 3-4 güne kadar muhafaza edilebilirler. Buzdolabında muhafaza ömürlerini en fazla 1 veya iki gün uzatır. Şeftalilerin rutubete ihtiyacı vardır. Bu sebeple buzdolabına plastik bir torbanın içerisinde koyun. 

Erik
Olgun erikleri plastik torbanın içerisinde bzdolabına koyun ve 4 gün içerisinde tüketin. Tüketimden hemen önce yıkayın. Erikler sonradan tüketilmek üzere dondurulabilirler. 

Nar
Meyve bütün olarak serin, kuru bir ortamda 1 ay veya buzdolabında 2 aya kadar muhafaza edilebilir. Taneleri hava geçirmez bir torbanın içierisinde dondurularak 1 yıla kadar muhafaza edilebilir. Taze suyu buzdolabında tutularak 2-3 gün içerisinde tüketilmelidir. 

Çilek
Çilekler en kısa zamanda yenilmelidir ve tüketmeye hazır olana kadar yıkanmamalıdır. Çilekleri muhafaza etmeniz gerekirse, sıkı kapanmış bir kabın içerisinde kağıt havlu üzerine yerleştirerek buzdolabında 2-3 gün muhafaza edebilirsiniz. Çilekler kolaylıkla dondurulur. Yavaşça yıkayın, kurutun ve saplarını alın. Pasta pişirme kağıdının üzerinde dondurun. Donduklarında hava geçirmez kilitli plastik torbaya yerleştirerek havasını bir kamışla çekin ve kapatın. Buzlukta 6 aya kadar muhafaza edebilirsiniz. 

Kiraz
Yıkanmamış kirazları plastik bir torbanın içerisinde buzdolabına koyun, ve yemeden hemen önce yıkayın. Taze kirazlar 2-4 gün içerisinde tüketilmelidir. 

Muz
Muz en iyi doğrudan ısı ve ışıktan uzak tezgah üzerinde muhafaza edilir. Buzdolabına koymak olgunlaşmasını günlerce engeller. Buzdolabında kabukları kahverengiye dönsede meyvenin kendisi iyi durumdadır. Buzdolabından çıkartılan meyvenin tam tadına kavuşması için oda sıcaklığına ulaşması beklenmelidir. 

İncir
Taze incirlerin bozulmalarını yavaşlatmak için soğuk tutulması önemlidir. Hemen tüketiniz veya plastik bir torbanın içerisinde buzdolabınızın en soğuk yerinde 2 güne kadar muhafaza edebilirsiniz. İncirler kapalı bir kabın içerisinde tüm, soyulmuş veya dilimlenmiş olarak dondurulup 10 - 12 aya kadar muhafaza edilebilir.